9 Ocak 2015 Cuma

MUCİZE

Yeni bir insanı tanıdığımızda ve ondan çok etkilendiğimizde bunu mucize olarak tanımlarız. Genellikle aşk ilişkileri için kullanılır bu. 'Öyle biriyle tanıştım ki mucize gibi bir şeydi' deriz. Aslında iki insanın konuşması aynı zamanda bir mucizedir. Çünkü her insan başlı başına bir mucize. Bir insanı tanıdığın zaman dünyanı yeni bir insana açmış olursun ve yeni bir mucize ile karşılaşmış olursunuz. Elbette insan ilişkilerini mucize kalan şey o insanların dünyalarının ne kadar zengin olduğu ve birbirlerine kadar çok şey verebildikleri ile ilgilidir. Öğretmen öğrenci ilişkisi bu açıdan iyi bir örnek. Bir öğrenci okula başladığında karşısında bir öğretmen görüyor ve yepyeni bir insanla tanışmış oluyor. Öğrenci açısından farkında olmasa da bu ilişki hayatındaki mucizelerinden birine dönüşebiliyor.

 Hepimiz onu 'hepimiz kardeşiz, sevdalıyım' şarkısıyla hatırlıyorduk. Taki Beyaz Melek hayatımıza girene kadar..Mahsun Kırmızıgül simdi ise bizim mucizemiz.. Filmlerini her izlediğimde kliplerindeki o acemi duruşları artistik bakışlar atan arabesk sanatçısından nasıl olurda bukadar hayatin içinden anadolu insanının gözünden bakan bir yönetmen çıkar diye düşünmüyor değilim. Daha bir hafta önce 'son umut' da yani batının gözünden kısmen de olsa bizden bir hikayeyi nasılda yalın bir şekilde anlattığını görünce Mahsun Kırmızıgül'ün kıymetini daha iyi anladım. Film tam anlamıyla bir beş yapıt. Ayakları bu toprağa basan, bu toprağın insanının sevgisinden heyecanından sevinç üzüntüsünden beslenen bir yönetmen tüm çıplaklığı ile karşımızda duruyor. İnsanın yüreğine dokunan hüzünlendiren güldüren kısacası tüm insani ve hayatın içinden duyguları aynı anda yaşatabilmesi şüphesiz ki büyük bir başarı. Film hayatın gerçeklerini, doğrularını insanın suratına tokat gibi çarpıyor. Gülerken ağlıyor ağlıyorken gülüyorsunuz ama en çok ağlıyorsunuz. Özellikle günümüz gençliğinin izlemesinin daha yararlı olacağını düşünüyorum. Ve bütün öğretmenler ve öğretmen adayları izlemeli. Filmin etkisinden uzun süre kurtulamayacağım. Mutlaka izlemeye gidin mutlaka. Bir Mahsun Kırmızıgül filminde bu kadar güleceğim ve bu kadar ağlayacağım aklıma gelmezdi. Son zamanlarda izlediğim en iyi Türk sineması. Sadece Mert Turak'ın mükemmel Aziz performansı için bile izlenebilir. Baştan sona büyük bir hayranlıkla izledim. Tabi bu bankacı eşim için geçerli değil. Eşim gibi dram sevmeyen aksiyon seven biri iseniz size pek de hitap ettiğini söyleyemem. Ben biraz da öğretmen olduğum için etkilendim galiba. O kadar etkilendim ki içimde geçmişe dönme ve o zamana ait bir öğretmen olma isteği uyandırdı bende. Film her sahnesi ile ve özellikle final sahnesi ile duygu yoğunluğunda zirveye çıkıyor. Salondan gözleriniz yaşararak çıkıyorsunuz. Film her yönüyle izlenmeye değer. Filmde 1960 lı yılların yoksulluk içerisinde ki Türkiye'sine ayna tutuluyor. Darbe sürecinin etkisini de görebiliriz. Ege'nin cennet gibi bir köşesinden Anadolu'nun uzak bir köyüne giden bir öğretmen.. Talat Bulut. . Ve gittiği köyde okul binası yok. Oda kayınpederinden 'doğuda eşkıyalar kaçırdı beni' diye para istiyor ve bu parayla okul binası yaptırıyor. Bütün bunlara sebep olan saf bir çocuğun ona verdiği bir kemik parçası ve yıllardır bir öğretmen bekleyen köylüler çocuklar.. Hangimiz gerçekten çoluğumuzu çocuğumuzu bırakıp da böyle bir köye paramızı harcayıp okul yaptırırız. En basiti kar yağdığında 'Yarın da tatil mi acaba ' diye bekleyip duruyoruz. 'Ek ders kesiliyor mu acaba diye düşünüyoruz'. Okul yapılır ve öğretmenimiz işinin başına geçer. Sınıf sahnelerinde etkilendiğim bir şey de çocuklarla birlikte kağıttan uçak yapıp bunu sınıfta hep beraber uçurtmaları. Bizse sınıf içinde çocukları sıralarında kıpırdamadan oturtmaya çalışıyoruz. Okula döndüğümde ilk işim kağıttan uçak yapıp sınıfta uçurtmak olacak. Birde yağmur yada kar yağdığında çocuklara bahçeye adım attırmıyoruz. Aziz'in yağmur ve kara olan sevgisi de beni etkileyenlerden. Tatil olmasaydı da çocuklarımla bir güzel kardan adam yapsaydık. Aziz ve atı arasındaki ilişki de beni etkileyenlerden. Kızım büyüyünce kesinlikle ona bir hayvan edineceğim.

Filmde üzüldüğüm tek nokta öğretmenin emeğinin filmin sonunda pek önemsenmemesi. İyileşmesini eşine olan aşkına bağlaması. Öğretmen okadar uğraşmıştı oysaki .

Buarada Bakara 268 ayet değil 286 ayet..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder